Nafaka Artırımı ve Kaldırılması Davası: Şartları ve Süreci 2026
Boşanmada belirlenen nafaka, taşa kazınmış bir rakam değildir. Bir avukat olarak sık gördüğüm iki tablo var: bir tarafta, yıllar önce bağlanan 500 liralık nafakanın enflasyon karşısında eridiğini fark eden anne; diğer tarafta, işini kaybetmiş ama hala eski nafakayı ödemeye çalışan baba. İkisinin de çözümü aynı yerde: koşullar değiştiğinde nafaka da mahkeme kararıyla değişebilir. Bu yazıda nafakanın hangi şartlarda artırılabileceğini, azaltılabileceğini ya da tamamen kaldırılabileceğini, güncel Yargıtay kararları ve 2026 uygulaması ışığında anlatacağım.
Yazı İçeriği
- Yasal Dayanak: TMK 176/4 ve 331
- Nafaka Artırım Davası Şartları
- Enflasyon ve TÜFE ile Nafaka Artışı
- Nafaka Azaltılması Davası ve Yargıtay
- Nafakanın Kaldırılması Hangi Durumlarda
- Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması Sebepleri
- İştirak Nafakası ve 18 Yaş
- Görevli Mahkeme ve Dava Süreci
- Sıkça Sorulan Sorular
Yasal Dayanak: TMK 176/4 ve 331
Nafaka uyuşmazlıklarının temel dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinin 4. fıkrasıdır. Bu hüküm nettir: “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir.” İştirak nafakası, yani çocuk için ödenen nafaka açısından ek dayanak ise TMK 331’dir: durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler ya da nafakayı kaldırır.
Yani nafakayı değiştirmenin anahtar kelimesi “koşulların esaslı değişimi”dir. Bu değişiklik ne kadar somut delille ortaya konursa, dava o kadar güçlü olur.

Nafaka Artırım Davası Şartları
Nafaka Artırım Davası Şartları
Nafaka artırım davası şartları TMK 176 ekseninde şekillenir. Bu davayı nafaka alan taraf, ödeyen tarafa karşı açar. Artırımı haklı kılan başlıca durumlar:
İştirak nafakası artırım davası ne zaman açılır sorusunun cevabı önemlidir: kanunda kesin bir süre yoktur, ancak uygulamada son nafaka kararının üzerinden en az bir yıl geçmesi beklenir. Bir yıl dolmadan, koşullarda olağanüstü bir değişiklik olmadıkça açılan dava reddedilebilir. Ayrıca kritik bir kural: nafaka artış kararı dava tarihinden itibaren geçerlidir, geriye dönük fark talep edilemez. Bu yüzden artırım talebini geciktirmemek gerekir.
Enflasyon ve TÜFE ile Nafaka Artışı
Enflasyon karşısında nafaka artışı hesaplama konusu, 2026’nın en çok merak edilen başlığı. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre nafaka artışında birincil ölçüt, TÜİK’in açıkladığı on iki aylık ortalama TÜFE oranıdır. Uygulamada mahkemeler çoğunlukla ÜFE ya da TÜFE endeksini esas alır.
Ancak burada iki kritik nokta var. Birincisi: mahkeme yalnızca TÜFE ile bağlı değildir; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararlarına göre nafaka ödeyenin gelirindeki artış ve alacaklının artan giderleri de ayrıca değerlendirilir, bu da endeks artışının üzerinde bir nafakaya zemin hazırlayabilir. İkincisi: boşanma kararında ya da protokolde yıllık otomatik artış hükmü (örneğin “her yıl TÜFE oranında artırılır”) varsa, her yıl ayrıca dava açmaya gerek kalmaz. Böyle bir hüküm yoksa nafaka uyarlama davası açmak zorunludur. En sağlıklısı, açılacak davada gelecek yıllar için de endeks bazlı otomatik artış hükmü talep etmektir; böylece tekrar tekrar dava açmaktan kurtulursunuz.
Kritik Uyarı: Salt “enflasyon var” demek çoğu zaman yeterli olmaz. Yargıtay ve mahkemeler, artan giderlerin somut belgelerle (kira sözleşmesi, fatura, okul ve sağlık giderleri) ispatlanmasını ister. Aynı şekilde nafaka ödeyenin gelirinin arttığını gösteren SGK, tapu ve araç kayıtları da davayı güçlendirir. Sadece endekse dayanmak, talebin düşük belirlenmesine yol açabilir.
Nafaka Azaltılması Davası ve Yargıtay
Nafaka azaltılması davası Yargıtay kararları ışığında, nafaka ödeyen tarafın açtığı bir davadır. Dayanağı yine TMK 176/4’tür ve ödeyenin ekonomik durumunun gerçekten kötüleştiğini ya da hakkaniyetin azaltmayı gerektirdiğini ispatlaması gerekir. Yargıtay’ın kabul ettiği başlıca azaltma sebepleri:
- Nafaka ödeyenin emekli olması, işten çıkarılması ya da gelirinin gerçek anlamda düşmesi.
- Nafaka ödeyenin sağlık sorunu nedeniyle çalışma gücünü kaybetmesi.
- Nafaka alanın ekonomik durumunun belirgin biçimde iyileşmesi.
- Nafaka ödeyenin yeniden evlenip yeni bir ailenin geçim yükünü üstlenmesi (hakkaniyet değerlendirmesinde dikkate alınır).
Burada çok önemli bir Yargıtay ilkesi var: nafakayı azaltmak için bilerek işten ayrılmak ya da geliri kasten düşürmek, kötü niyet sayılır ve dürüstlük kuralına aykırıdır. Kasıtlı işsizliğe dayanan azaltma talepleri genellikle reddedilir. Çünkü kendi kusuruyla mali durumunu bozan kişi, TMK 2’deki dürüstlük kuralından yararlanamaz.
Nafakanın Kaldırılması Hangi Durumlarda
Nafakanın kaldırılması davası hangi durumlarda açılır sorusunun cevabı, nafakanın türüne ve TMK 176/3’e bağlıdır. Yoksulluk nafakası iki farklı yolla sona erer:
Birincisi, kendiliğinden sona erme: nafaka alan tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde yoksulluk nafakası kendiliğinden kalkar; ayrıca dava açmaya gerek yoktur. Ancak uygulamada, icra takibini durdurmak için mahkemeden “nafakanın sona erdiğinin tespiti” kararı almak çoğu zaman gerekir; çünkü icra müdürlükleri bu değerlendirmeyi yapma yetkisine sahip değildir.
İkincisi, mahkeme kararıyla sona erme: nafaka alanın evlenmeden fiilen evliymiş gibi biriyle yaşaması, yoksulluğunun tamamen ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde, nafaka ancak açılacak dava ve mahkeme kararıyla kaldırılır.
Avukata Sor
Nafaka artırım, azaltma ya da kaldırma davasında doğru delil sunumu ve zamanlama sonucu doğrudan belirler. Hak kaybı yaşamamak için deneyimli bir aile hukuku avukatından destek alabilirsiniz. Dosyanıza özel sorularınızı doğrudan iletin.
Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması Sebepleri
Yoksulluk nafakasının kaldırılması sebepleri arasında en çok tartışılanı, nafaka alanın işe girmesi ve fiilen evli gibi yaşamasıdır. İki noktayı netleştirelim:
Birincisi, asgari ücretle işe girme: Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında, nafaka alanın asgari ücret düzeyinde bir gelire kavuşması tek başına yoksulluk nafakasını tamamen kaldırmaz; ancak nafakanın hakkaniyete uygun oranda indirilmesi için güçlü bir sebeptir. Yine de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir kararında, hem alacaklının hem borçlunun asgari ücret düzeyinde gelirinin bulunduğu, her ikisinin de yoksul sayılması gereken bir olayda, yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılmasına hükmedilmiştir. Yani her dosya kendi koşullarında değerlendirilir.
İkincisi, fiilen evliymiş gibi yaşama: nafaka alanın başka biriyle evlenmeden, evli çift gibi sürekli ve oturmuş bir birliktelik kurması nafakanın kaldırılması sebebidir. Yargıtay, bu birlikteliğin geçici ya da arızi değil, süreklilik arz etmesini arar; genellikle en az altı aylık birlikte yaşamı yeterli kabul eder. Aynı evde yaşama, ortak harcama, sosyal çevrede çift olarak tanınma bu durumu gösterir.
İştirak Nafakası ve 18 Yaş
İştirak nafakası, yani çocuk için ödenen nafaka, yoksulluk nafakasından farklı kurallara tabidir. En çok sorulan konu, çocuğun 18 yaşını doldurmasıdır. Kural olarak çocuğun ergin olmasıyla iştirak nafakası sona erer. Ancak burada önemli bir istisna vardır:
Yani üniversitede okuyan bir çocuk, 18 yaşını geçse bile eğitimi boyunca desteğe muhtaçsa nafaka almaya devam edebilir. İştirak nafakasında ayrıca, önceki kararda yıllık artış oranı bulunması, sonradan artırım davası açılmasına engel değildir; Yargıtay önceki artış oranının kesin hüküm oluşturmayacağını kabul eder. Bu süreçte bir Küçükçekmece Avukat ile görüşmeniz, doğru nafaka türünü belirlemenizi sağlar.

Görevli Mahkeme ve Dava Süreci
Görevli Mahkeme ve Dava Süreci
Nafaka uyarlanması davası görevli mahkeme konusu nettir. Aşağıdaki tablo, nafaka davalarının temel usul bilgilerini özetler.
| Konu | Kural |
|---|---|
| Görevli mahkeme | Aile mahkemesi (yoksa asliye hukuk) |
| Yetkili mahkeme | Nafaka alacaklısının yerleşim yeri (TMK 177) |
| Yargılama usulü | Basit yargılama, resen araştırma |
| Artırımı açan | Nafaka alan taraf |
| Azaltma/kaldırmayı açan | Nafaka ödeyen taraf |
| Kararın geçerliliği | Dava tarihinden itibaren, geriye dönük yok |
| Ortalama süre | 3 – 12 ay |
Uygulamada güçlü bir yöntem, terditli (kademeli) talep kurmaktır: dilekçede “öncelikle nafakanın kaldırılması, kabul edilmezse indirilmesi” şeklinde bir istem yapılır. Yargıtay’ın “çoğun içinde az da vardır” ilkesi gereği, kaldırma talebi indirme talebini de kapsar. Resmi mevzuatı devletin kaynağından incelemek isterseniz, Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddelerine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Nafaka artırım davası boşanmadan kaç yıl sonra açılabilir, belli bir süresi var mı?
Kanunda kesin bir süre yoktur; nafaka alacaklısı her zaman açabilir. Ancak uygulamada son nafaka kararının üzerinden en az bir yıl geçmesi beklenir. Bir yıl dolmadan, koşullarda olağanüstü bir değişiklik olmadıkça açılan dava reddedilebilir.
Eski eşim sigortasız çalışıyor ve fiilen evli gibi yaşıyor, nafakayı nasıl kaldırtabilirim?
Fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluk nafakasının kaldırılması sebebidir. Aynı evde yaşama, ortak harcama, sosyal çevrede çift olarak tanınma somut delillerle (ikametgah araştırması, tanık, fotoğraf, sosyal medya) ispatlanır. Süreklilik şart olup Yargıtay genellikle en az altı aylık birlikteliği arar. Nafakanın kaldırılması davası açılmalıdır.
Nafaka borçlusunun yeniden evlenmesi ve çocuk sahibi olması nafakanın azaltılması sebebi midir?
Tek başına otomatik sebep değildir, ancak hakkaniyet değerlendirmesinde dikkate alınır. Nafaka ödeyenin yeni bir ailenin geçim yükünü üstlenmesi, mali durumunda esaslı değişiklik oluşturuyorsa azaltma davasında lehe değerlendirilebilir. Belirleyici olan, ödeme gücündeki gerçek düşüştür.
Eski eşin asgari ücretle işe girmesi yoksulluk nafakasını tamamen kaldırır mı?
Kural olarak hayır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında asgari ücret düzeyinde gelir tek başına yoksulluk nafakasını tamamen kaldırmaz, ancak hakkaniyete uygun oranda indirilmesi için güçlü bir sebeptir. Yine de her iki tarafın da asgari ücret düzeyinde olduğu bazı dosyalarda tamamen kaldırmaya da hükmedilebilmektedir.
Protokolde nafaka artırımı talep edilmeyecektir maddesi varsa artırım açılabilir mi?
İştirak nafakası çocuğun hakkı olduğundan, bu tür feragat çocuğu bağlamaz ve artırım davası açılabilir. Yoksulluk nafakasında ise koşullarda olağanüstü ve kalıcı bir değişiklik ispatlanırsa, protokoldeki hüküm hakkaniyet ve TMK 176/4 gereği uyarlanabilir; kamu düzeni ve dürüstlük ilkesi bu değerlendirmede esas alınır.
Çocuğun 18 yaşını doldurması halinde iştirak nafakası otomatik biter mi?
Kural olarak çocuğun ergin olmasıyla iştirak nafakası sona erer. Ancak eğitimi devam ediyorsa TMK 328/2 uyarınca nafaka, eğitim süresince ödenen yardım nafakasına dönüşebilir ve bunu çocuğun kendisi talep eder.
Nafaka artırım davasında geriye dönük nafaka farkı talep edilebilir mi?
Hayır. Yargıtay’ın istikrarlı uygulamasına göre nafaka artırım kararı dava tarihinden itibaren geçerlidir; geriye dönük fark istenemez. Bu nedenle artırım talebinde gecikmemek, hak kaybını önlemek için kritik önem taşır.

Av. Muhammet Sarıkaya
Avukat Muhammet Sarıkaya, 1995 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlköğrenim ve ortaöğretim eğitimini tamamladıktan sonra 2009 – 2013 yılları arasında İstanbul’un en köklü liselerinden biri olan Hasan Polatkan Anadolu Lisesi’nde öğrenim görmüştür. 2014 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlamış ve 2018 yılında hukuk lisans eğitimini başarıyla tamamlamıştır. Lisans eğitimi süresince hukuk teorisi ve uygulamasına yönelik akademik çalışmalarla mesleki gelişimini desteklemiştir.
2019 yılında avukatlık stajını tamamlayarak avukatlık ruhsatını almış ve İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlı olarak mesleki faaliyetlerine başlamıştır. Mesleki çalışma alanlarını ağırlıklı olarak ceza hukuku, aile hukuku, miras hukuku, idare hukuku ve tazminat hukuku oluşturmaktadır. Bu alanlarda bireysel ve kurumsal müvekkillere hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmetleri sunmaktadır. Faaliyetlerini hukukun üstünlüğü, adalet ilkesi, gizlilik ve mesleki etik kurallar çerçevesinde, güncel mevzuat ve yargı kararlarını yakından takip ederek çözüm odaklı bir yaklaşımla yürütmektedir.